top of page

ANTİK DÖNEMİN SOYU TÜKENMİŞ İMPARATORLUK BİTKİSİ; SİLPHİUM

Antik dönemden günümüze kadar uzanan zaman dilimi içinde belki de hakkında en çok konuşulan bitkilerden birisi Silphium’dur. Gerek gastronomik gerekse tıbbi bir öge olarak kullanılması ve her iki alanın vazgeçilmezi olması onun değerini artıran en önemli unsurdur. Bu bitki o kadar önemliydi ki gerek Antik Helen’de gerekse Roma’da imparatorluğun kontrolü altında özel olarak ithal edilmekte ve imparatorluk özel kasasında “bir altın gibi” saklanmaktaydı. Peki Silphium bitkisini bu kadar önemli kılan özelliği neydi; Bu anlamak için öncelikle Kuzey Afrika’ya Libya’ya bir yolculuğa çıkmamız gerekecek;

Şekil 1. Cyrene. Modern Libya, Shahat. (googleearth.com)


Antik Helencede Φύλλον, Umbelliferae veya Apiaceae ailesine ait olan latince Lasar Picium olarak da adlandırılan Silphium Bilimsel olarak, sadece kendi başına büyüyebilen ve yetiştirilmesi imkansız olan nadir bir bitkiydi. Sadece Libya’da bugün Bingazi yakınında yer alan antik bir şehir olan olan Cyrene'de (Modern Shahat) yetişmekteydi. İlginç olan noktalardan birisi kendi kendine yetişen bu bitkinin bu kent dışında yetiştirmeye yönelik tüm girişimlerin mutlak başarısızlıkla sonuçlanmış olmasıdır. Kadınlarda doğum kontrolü için de kullanıldığını bilinen bu bitki ile 1384 yılına tarihlenen bir papirüste karşılaşmaktayız. Papirüste adı geçen farmakolojik preparatın aktif bileşenlerinden biri olarak Silphium’un adı geçmektedir. Bu tarif 13 farklı malzemeden oluşmaktadır. Bu tarifin 5 bitkisel bileşeni, Silphium da dahil olmak üzere Apiaceae familyasına aittir. Bu bitkinin en ayırt edici özelliği, tıbbi bir reçeteyle karşılaşan ilk soyu tükenmiş bitki olmasıdır. Tek ayırt edici nokta bu kadarla kalmıyor ; Antik Helen mitolojisinde Yaratılış Mitlerine konu olan birkaç bitkiden biri olarak da efsanevi bir değere sahipti. Antik Helen mitolojisine göre Silphium, Cyrene'de Hesperides Bahçesi'nde doğdu. Antik Tarihçi Pindaros bu mitolojik bahçeye Venüs'ün bahçesi adını vermekteydi . Hesperides Bahçesi çok verimli bir araziydi, otlaklarla kaplıydı ama etrafı çölle çevriliydi. Apollon'un oğlu ve annesi Cyrene perisi olan Aristaeus, Silphium'un özelliklerini keşfetmiş ve bazı insanlara onu kullanmayı öğretmişti.


Cyrene Roma egemenliğine girdikten sonra Silphium giderek daha nadir hale geldi ve sonunda tamamen nesli tükendi. Antik kaynaklara göre neslinin tükenme nedenleri farklıdır. Roma İmparatorluğunda “Doğa Tarihi” kitabının yazarı Yaşlı Plinus, Romalı çiftçilerin bu bitkinin sürülerini ne kadar beslediğini fark ettiklerini ve bu nedenle onları yetiştiği yerlerde otlatmaya bıraktıklarından bahsetmektedir. Roma İmparatorlarından Neron’a değerli bir hediye olarak gönderilmiş olmasının da aşırı miktarlarda azalmasına yol açmış olduğu bir başka hipotezdir. Zaman içindeki tahminlerin üzerindeki hasatı nedeniyle giderek daha nadir hale gelmiş ve ekimi tüm girişimleri tamamen başarısız olmuştur. Silphium'un yok olmasının en büyük nedeni kuşkusuz Roma İmparatorluğu’nun Silphium bitkisini kontrolsüz şekilde ithal etmesi ve bitkinin kullanımını çok kötü bir şekilde yönetmesidir. Silphium bitkisinin ne zaman neslinin tükendiği veya yok olduğu bilinmemektedir. Antik Cyrene’li Filozof Synesius'nun (MS. 373-414) Mektuplarında Silphium'un beşinci yüzyılın başlarında Cyrene'de hala büyümekte olduğundan ve diğer bazı antik belgelerden bitkinin altıncı yüzyıla kadar varlığını devam ettirdiğinden bahsedilmektedir. Silphium çok nadir bir bitkiydi tıbbi kullanımları, yemeklerde bir çeşni veya sos olarak kullanılmasının yanısıra çoğunlukla afrodizyak özellikleri nedeniyle rağbet görmekteydi ve aynı zamanda pahalı parfümlerin imalatında da etken madde olarak kullanılıyordu. Silphium, Cyrene'nin en önemli ihraç ürünüydü ve Cyrene ekonomisi için çok önemliydi, bu yüzden neredeyse tüm antik Cyrene sikkeleri üzerinde betimlemesi ile karşılaşılmıştır.

Şekil 2. Cyrene basımı antik sikke. MÖ. 331-322 yılı. (ancientcoins.com)


Silphium'un sikkeler üzerindeki tasvirlerinden yola çıkarak, kalın kökleri, kısa yaprakları ve küçük sarı çiçekleri olan bir bitki olduğu botanik bilimi ile uğraşan akademisyenler tarafından Ferula ve Apiaceae Familyasına ait olabileceği önerilmektedir. Silphium bitkisi Antik dönemin en ünlü doktoru Hippokrates’in yazmış olduğu kitaplarda dokuz kez geçmektedir. Hippokrates Silphium’u karaciğer rahatsızlıkları, ateş, akciğer rahatsızlıkları, zatürre ve hemoroid gibi farklı hastalıkların tedavisinde kullanmıştır. Silphium birçok farmasötik formda kullanılmıştır. Hippokrates, tohumların, yaprakların veya köklerin suyunun, tek başına veya nar suyu, şarap, keçi sütü, sirke veya bunların bulunmaması durumunda su ile birlikte farklı ateş türlerinin tedavisi için kümes hayvanları etiyle birlikte lapa yapılarak kullanılmasını tavsiye etmiştir.

Şekil 3. Cyrene basımı antik sikke. MÖ. 3.yy. (ancientcoins.com)

Yine Hippokrates, rahmi temizlemenin farklı yöntemlerini temel olarak açıklayan Hippocratic Corpus’da, (27.Bölüm- 12-18 satırlar), Silphium'u tekrarlayan düşüklerden muzdarip kadınlarda rahimlerini temizlemek ve genişletmek için nasıl kullanacaklarını ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Hippokrates'e göre, Silphium ülserli akciğerlerde ve dalak bozukluklarında kullanılmamalıdır. Silphium’un bu iki hastalığın daha çok ilerlemesine de neden olduğu gözlemlemiştir. Silphium tohumunun suyunun afrodizyak olarak da kullanıldığı bilinmektedir. Kimi araştırmacılar tarafından Silphium tohumlarının, aşk ve romantizmi betimleyen, kalp şeklinde olması onun afrodizyak olarak kullanılmasının nedeni olarak düşünülmüştür. Hem Hippokrates hem de Plinius, Silphium'un ölü fetüsü plasentadan çıkarmak için de kullanılmış olduğundan bahsederler.


Şekil 4. Kalp şeklinde tohumlarının betimlendiği Cyrene basımı antik sikke. MÖ. 520-489. (wilwinds.com)

Şekil 5. Silphium laciniatum. Temsili Çizim. (chestofbooks.comflora)

Gastronomik anlamda antik dönemde Silphium bitkisinin önemli bir sos yapım maddesi olduğu bilinmektedir. Tadının nasıl olduğu tam olarak bilinmese de sarımsak veya soğan tadına yakın olduğu botanik ile ilgili araştırmacılar tarafından belirtilmektedir. MÖ 4. yy. da Helen Şair Antipanes Kefal balığının ortadan ikiye kesilip, daha sonra yassılaştırılıp, üzerine tuz sirke ve ezilmiş Silphium sapı ile servis edilmesini önermektedir. Ünlü Romalı gastronom Apicius’un De re coquinaria(Mutfağa Dair) adlı yemek kitabında (Kitap I, Bölüm 32 ve 36) iki farklı sos yapımında Silphium’dan yararlandığından bahseder. Antik dönemde “bitkilerin altını” olarak adlandırılan bu değerli ürün maalesef günümüze kadar ulaşamamıştır. Bir gün yeniden bu mucizevi bitkiyi üretebilmeyi hayal ederek yazımı sonlandırıyor, esenlikler ve mutlu günler diliyorum.

683 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page