top of page

KARABURUN'DA YENİ BİR SOLUK: PRUVA KARABURUN

Eşsiz lezzetleri ve manzarasıyla yaz sezonunun tadını çıkartabileceğiniz, yunan müzik kültürüyle kendinizi karşı komşuda hissedebileceğiniz bu mükemmel işletmeyi hayal gücünüzü kullanarak ziyaret etmenizi sağlayacak yazımızla karşınızdayız. Haydi gelin sizi Türk sınırları içerisinde karşı komşu'ya götürelim.

Stathis Aggelopoulos'un seslendirdiği "Ta Mavra Matia Sou" şarkısının Türk versiyonunda ifade edildiği gibi "Ta Uzak Yollardan, Koştum Geldim Senin Yanına" sözleri ile uzun bir yolculuğun sonunda eşsiz manzaranın yanında bulduk kendimizi. Sağ tarafta rengarek begonvillerle donatılmış bir çiçeklik ve sol tarafta manzaranın hemen önünde küçük bir balıkçı teknesi objesi ile süslenmiş bir kapıdan içeriye girdik. Hani Yunan'ın beyaz ve mavi buluşması ritüeli vardır ya. İşte öyle bir ritüelle hazırlanmış basamaklardan inerken; Santorini köşesi adı verilen bir fotoğraf çekim alanı yakaladık. Girişinden itibaren bizi kendine hayran bırakan bir lokasyonla karşı karşıya kaldık ki bu bizim daha da fazla bu işletmeyi sevmemizi sağladı.


O Yunan'ı andıran köşeli merdivenden aşağıya indiğimizde yaptığımız rezervasyonu bildirmek amacıyla bizleri işletme personelinden Melih Bey karşıladı. Samimi bir güleryüz, ev sahibi ve evine geldiğimiz bir misafir edasıyla; hoş sohbetle karşılandığımız girişten aşağıya bir kat daha indik. Güneş henüz biraz daha yukarıda bize sohbet için izin verirken işletme sahipleri Cemil Bey ve Didem Hanım ile sohbet ettik. Beraber geldiğimiz ekip ile işletme sahiplerine ilk ilettiğimiz kelime sanırım herkes tarafından aynı kelime oldu; "BAYILDIK!".

Beyaz-Mavi buluşması o tahta masa ve sandalyelerde de karşımıza çıktı. Beyaz renk runner, özenle seçilmiş ve yine bize renkleriyle ve motifleriyle Yunan'ı andıran tabakları ile her bir noktası ayrı bir düşünceyle hazırlanmış masa da yerimizi aldık. Hafif akşamüstü rüzgarıyla masamızın sağ tarafında ayrı bir güzellik katan ardıç ağacında asılı deniz kabuklarına gözlerimiz daldı. Neden daha öncesinde keşfetmedik? sorusunu birbirimize sorarken bizleri karşılayan Melih Bey güzel bir girizgah ile su servisimizi ve akabinde bu gece deneyimleyeceğimiz ürünlerin olduğu menüyü bizlere takdim etti. "Hoş geldiniz Efendim!" cümlesi sonrası hoş geldik ve çok hoş bulduk cümleleriyle ortama oldukça fazla samimiyet yükledik.


Gün batımında o enfes manzarayı yakalamak adına; Soğuk başlangıç tabaklarından Cacık, Mücver, bizleri anlatımıyla kendisine hayran bırakan Balık Pate, "Bu Restoranda Fava Olmalı!" cümlesiyle ortaya farklı bir şekilde çıkan Enginarlı Fava siparişi verdik. Sıcak paylaşımlarda gözümüze aslında ilk başta çarpan Çıtır Çimçim Karides oldu. Nasıl yani? Küçük limanıyla kendisine hayran olduğumuz Kos Limanının hemen üzerinde yer alan Nick the Fisherman'ın yaptığından mı? Sanırım bu çimçim karidesten iki porsiyon almalıyız diyerek Çıtır Çimçim Karides, Beğendili Izgara Ahtapot, o Yunan'ın meşhur çıtır kabak tabağına rastlayan gözlerimiz burada da uzunca bir süre takılı kaldı ve Tempura Kabak'da sipariş listemize eklendi. Melih Bey'in önerisiyle de kendi bahçesinden topladığı bamyalardan hazırlanan Tempura Bamya'da sipariş ettik. Yunan'da saganaki tavasında peynir kızartması yapılır. Saganaki tavası iki kulplu üzerinde peynir kızartılan bir tava. Peki ya Karaburun Saganaki? Merak ettik ve anlatımında bile ağzımızın suyu akarcasına dinlediğimiz bölgeden alınan kalamar ve karidesin sotelenmesinden sonra ilave edilen domates sosunun çektirilmesinden sonra ilave edilen peynir ve son dokunuş maydanoz ile sunulan Karaburun Saganaki de sıcak paylaşımlar listesinde istediğimiz ürünler arasında yerini buldu.


Güzel bir şarap menüsü ile sevdalarını gerçeğe dönüştüren Bilge Yılmaz ve ailesinin kendi ürettikleri 7Bilgeler Khilon Sauvignon Blanc ile taçlandırdığımız menünün ilk adımda siparişleri geçildi ve merakla bekleyiş başladı. Melih Bey, beyaz bir tepsiyle çok geçmeden geldi. 9 cm'lik çukur tabaklarda Karaburun'un enfes yağı içerisinde daha öncesinde hiçbir yerde görmediğimiz "Kalamata Zeytin", mis gibi emek kokan "Dilimli Köy Ekmeği" ve seçtiğimiz beyaz şarap. Arkadaşlar ne kadar da "Burada Rakıya Doyum Olmaz!" dese de, Cemil Bey'in de "Bir gün öğle rakısına da bekleriz!" cümlesine kendimizi kaptırmadan şarabı bizleri anlatarak servisini yapan Melih Bey'den bir de güzel bir fotoğraf istedik. Güneş bizlere tüm gün kendini gösterirken şimdi ise burnun ucunda hafif kızıllığıyla farklı bir sahnesini canlandırıyordu. İşte an bu an! diyerek güzel bir fotoğrafı da anılarımız arasına aldık. Kuru Cacık, Acı Biber Reçeli ve Süzme Yoğurt ile sunumu gerçekleştirilen Mücver, tamamen "Karaburun Kokan Bir Tabağımız" şeklinde ifade edilen ve gerçekten Karaburun Kokan Balık Pate, Bakla Favası üzerinde özenle dilimlenmiş zeytinyağlı garnitürlü enginar masamıza geldi. İşte o an kulaklarımızda en sevdiğimiz ve koşup gelmemize atfettiğimiz o şarkı: Stathis Aggelopoulos Ta Mavra Matia Sou. Kadehlerimizi havaya kaldırdık ve o an vurduk. Büyük bir neşeyle ilk tadımlarımızı gerçekleştirdiğimiz sofradan güneşe vedamızı ettik. Saat 9'a kadar bizlere enfes bir sahne gerçekleştiren güneş bu mekana o kadar çok yakışıyor ki....


Sıcak paylaşımlarda Kos Limanının hemen üzerinde yer alan Nick the Fisherman'dan bence kat kat güzel çimçim karidesi, ızgara ahtapotu, yanındaki sosla daha da enfes bir hale gelmiş tempura tabakları, saganaki de masamıza geldi. Sos'u enfes kılan ise yine acı biber reçeli, süzme yoğurt ve rakı. Bu üç malzemeden oluşan sosun içerisindeki üçüncü malzeme olan rakıyı herkesin bilemediği ifade edilse de masamızdaki rakıcıların hemen tespit ettiği anason kokusuyla büyük bir tebrik de aldık. Hem butikliği hem de her masayla bir kürdan dahi gitse keyfinizi, beğenme durumumuzu soran işletme sahibi Cemil Bey ve işletmenin her tarafında görebileceğiniz Melih Bey ile kendinizi daha da özel hissetmeniz kaçınılmaz. Peki ilk başta masada sohbet ettiğiniz Didem Hanım nerelerde? diye soracak olursanız; ki biz de merak ettik. O arka planda işinin başında bir mutfak-bir bar-bir Melih Bey-bir Cemil Bey ile meşgul halde çalışmaya devam ediyor.

İçeriye girdiğimizde rastladığımız Didem Hanım ile kış içinde güzel olabilecek bir mekanın fotoğrafının bizde olmasını istedik. Kış içinde çok niş bir mekan olmaz mı sizce de? Bence enfes ötesi bir şarap içilesi mekan önerimizi kış için de yapabilir, hatta ziyaret edebiliriz diye düşünerek masada tekrardan yerimizi aldık. Hemen başımızın üzerinde bir tanıdık ses. "Efendim nasıl bulduk? Bir isteğimiz var mıdır?" Bu soruya cevabımız ise "Evet, Paella!" Yanlış duymadınız. Karaburun'da yeni bir soluk derken de tam olarak bu tarz şeylerden bahsediyorduk. Büyük bir tavada deniz mahsüllü paellamızı da yedik. Enfes lezzetlerin durağında hem günü batırdık hem de güzel insanlar tanıdık.


Bu güzel günü hoş sohbetler, enfes lezzetler ve güzel insanlarla bitirelim dediğimizde ise masaya Türkiye'de hiçbir yerde rastlamadığımız çıtır bir profiterol geldi. Kimin sürpriziydi bu? Üzerinde "İyiki Doğdun" yazmıyordu ama mumlar masamızdaki can arkadaşımızın doğum gününü kutlamak için hazırlandığı belliydi. Günü hani bitiriyorduk? Tatlı yiyip tatlı konuşmamıza gerek yoktu çünkü biz yediklerimizle de gayet tatlı kadar olmuştuk. Ama cümlelerimizin bile ötesinde Şef Yavuz Yiğit'in enfes profiterolünü de yedikten sonra bir kahve faslı ve kapanış.


Hayal gücünüzü kullanabileceğiniz şekilde anlattığımız Pruva Karaburun 9 Ekim 2022 Pazar günü yeni sürprizleri ile sezona bir süre ara verdi. Ama yeni sezonda ziyaret etmenizi şiddetle önerdiğimiz bu enfes restorana, işletme sahipleri Cemil Bey ve Didem Hanım'a, bizce gastronomi camiasının bel kemiği niteliğinde vasfıyla bizleri yemeden yediğimizi hayal ettiren anlatımlarıyla, şarap konusunda kendini oldukça geliştirmiş Melih Bey'e, gecenin lezzet kahramanı Şef Yavuz Yiğit'e ve yardımcısı Hüseyin'e teşekkürlerimizi sunuyoruz.


Karaburun'a Hoş Geldiniz, biz de sizleri Hoş Bulduk!

Καλωσόρισες στο Karaburun, Σας βρήκαμε καλώς ορίσατε!


214 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page