top of page

ROLDEN ÖTE ROLDEN ZİYADE

Günlük hayat içerisinde birçok role sahibiz. Kimi rolleri biz daha farkında değilken üstlendik, kimisini de kendi isteğimiz ve çabamızla. Peki, roller günlük hayatımızda nasıl bir yere sahip? Rollerin ötesinde, rollerden ziyade bir kendilikten bahsetmek ve ona zaman ayırmak mümkün mü?

Türk Dil Kurmu Sözlüğü’ne göre Rol; bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adıdır. Rol denildiğinde aklımıza; günlük hayat içerisinde şahit olduğumuz baba rolü gibi sosyal roller ve bir tiyatro-sinema oyuncusu için kullandığımız “rolünü iyi oynadı” gibi söylemler gelebilir. Günlük hayattan da aşina olduğumuz rol kavramı hem bir var olma biçimine işaret eder hem de bir eyleme geçiş biçimine. Sözgelimi baba rolü; hem bir kişinin “baba” olarak varlığına hem de bulunduğu sistem içerisinde üstlendiği sözgelimi çocuğunun ihtiyaçları için gerekli parayı kazanmak şeklindeki sorumlulukları kapsayan eylemleri düşündürür. Rol ve sorumluluk çift yumurta ikizleri gibidir. Sorumluluklar rolleri, roller de sorumlulukları akla getirir. Baba olmak, eş olmak, vatandaş olmak veya psikolog olmak birer rol çeşididir ve beraberinde para kazanmak, ilgi göstermek, oy kullanmak ve seans almak gibi sorumluluklar getirir. Roller birçok faktöre göre değişiklik gösterir. Sözgelimi vatandaşlık rolünde yaş faktörü etkindir, görümce rolünde ise kültürel faktörler. Bazı roller anne karnına düşmemizle başlar, bazı roller ise zaman ya da emek gerektirir. Anne karnına düştüğümüz anı düşünelim. O anda biz kimiz? Sözgelimi, “Emre” miyim? Bugünden baktığımızda evet anne karnında plasentadan beslenen canlı “Emre”dir. Ama bir yandan da aslında değildir. Çünkü “Emre” olmak aslında doğum öncesi süreçle başlayan, doğumla hızla devam eden ama sürekli de olmaya devam eden bir şey. “Emre” olmak yani kişinin “Kendi”si olması hem bir üst kavrama yani genelliğe işaret eder hem de bir sivrilmiş özelliğe. Sözgelimi “Emre” dendiğinde; erkek, psikolog, arkadaş, kuzen gibi rollerin hepsini kapsar. Ama “Emre” dediğimiz kendilik sadece mevcut rollerden mi ibarettir? Aslında, değildir. Rollerin hepsiyle birlikte, rollerden geriye kalandır da. Sözgelimi erkek, psikolog, arkadaş, kuzen rollerinden ayrı olarak da ne olduğudur. Yani aslında her birimiz “Kendi”mizden bahsettiğimizde hem rollerimizin tamamıyız hem de rollerimizden ayrı olarak kendimizi düşündüğümüz halimiziz. Anne karnına düştüğümüz anda da hem bir kendilik potansiyeliyiz hem de bir rolüz. Sözgelimi anne ve babamızın bebeğiyiz. Dünyaya da baskın olarak anne ve babamızın ve özellikle de biyolojinin getirdiği sebeplerle annemizin bebeği olarak geliriz. Sonra babamızın da bebeği oluruz. Süreç ilerledikçe kendilik koşar adım ilerlemeye başlar, roller bize eklenmeye devam ederken. Roller ve kendilik olarak özetleyebiliriz bu süreci. Günlük hayatın içerisinde de roller ve kendilik ile ilerler zaman.


Yazıyı okuduktan sonra şöyle bir şey yapmanızı isterim sizden: Dün rollerim dışında kendim olarak ne yaptım? Psikolog rolü, evlat rolü, arkadaş rolü dışında. Kendiliği ihmal etmemek lazım. Roller günlük hayatımız içerisinde zamanın çoğunu alan kısımdadır. Ama kendilik bu noktada bize esneklik sağlayacak, nefes alma alanları sunabilir. Kendi olmak meselesine girmişken bir Türk geleneğinden bahsetmek isterim: Ad konması için çocuğun bir şeyler yapmasını beklemek. Bu durumu hep şöyle düşünmüşümdür. Adım , adı belirler. Ad ve adım arasında etimolojik bir bağlantı var mı bilmiyorum. Ama adım ile ad arasında sezgisel bir bağlantı olmalı. Kendilik ve kendimize ayrılan vakitten bahsetmiştik. Bir nebze daha arttırabilir miyiz peki kendiliğe ayırdığımız payı? Bunu yapmanın yolu da kendi adımlarımızı atmak ve bir nevi kendi adımızı belirlemekte yatıyor. Adımızı belirlemek, tabiki mecazi bir kullanımdır. Ama unutmayalım anne karnına düştüğümüz anda; ebeveynlerimizin bebeği olarak düşüyoruz ve ismimize karar veriliyor. Her isim bir var olmaya ve eylem beklentisine neden oluyor. Ebeveynlerimizin ve rolümüzün kaynaklarının da bizden beklentileri yok mu? Kendiliğe giden yolda roller, sorumluluklar ve beklentilerin yanında bunlardan ayrı olarak da kendi adımımızı düşünmeye başlamak kendimize mecazi anlamda ad koyma sürecimizin yegane başlangıç noktası olacaktır.

389 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

RÜYALAR VE BİLİNÇALTI

Rüyayı çok derin bir değerlendirme aracı olarak düşünebiliriz. Sadece psikoterapide değil, insan rüyalarını kendi değerlendirdiğinde de oradaki benzerlikleri ve temayı fark edebilir;kendi zihninde nel

Commentaires


bottom of page