top of page

UZAYA GİDEN İLK MODA TASARIMCISI


Herkese merhabalar ben Sinem. 2018 yılında büyük bir hevesle okumaya başlamış olduğum Başkent Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden yeni mezun oldum. Tabii ki hikayem çok daha önceki yıllara dayanıyor. Çocukluğumdan beri her zaman benim için en önemli konu ne giyeceğim oldu. Diğer yaşıtlarım oyuncak peşinde koşarken benim ellerimde kumaş parçaları olurdu ve onlarla kendime yeni oyun dünyaları kurardım. O yüzden bu yoldan hiç vazgeçmeden, içimdeki hevesi hiç söndürmeden hayallerimin peşinden gittim. Moda kelimesi her zaman anlamını aradığım bir değer oldu. Bir sürü fikir ve düşünce okudum, her fikir ve söylem mantıklı ve saygı duyulası. Peki, benim fikrim? Hani derler ya tek kelimeyle kendini anlatmak istesen bu ne olurdu diye. Mesela ben modayı anlatmak istesem seçeceğim o tek kelime “özgürlük” olurdu. Evet, her sene belirlenen trendler, yan yana gelmese iyi olur denilen desenler, birbiriyle yüzyıllardır uyumlu olan renkler var ama bunlar yazılı kurallar değiller ki. Her parça her renk çok değerli ve sınırsız. Hepsi bir zamanlar gündem oldu. Tamam, zamanı geçti belki ama hep var olmaya devam ettiler. Unutulan şeyler yeniden gün yüzüne çıktı, dolaplarımızın arkasına kaldırdığımız genel tabiriyle “modası geçmiş” şeyler yeniden değerlendi. Ama kime göre? Yani demek istiyorum ki moda sensin, senin neyi neyle kombinlemek istediğin. Bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm parçalar evrende dolaşıyor ve sen istediğin parçayı, istediğin rengi herhangi bir zaman aralığından kapıp giyebilirsin. Hep yıllar öncesine bakıyoruz geçmişten feyz almak tabii ki önemli. Geçmiş geleceğimize yansır. Bu bağlamda bende pandemi sürecinde evlerimize kapanmışken bir tasarım süreci planladım. Şimdiden ve geçmişten kurtulup, uzak hatta çok uzak bir geleceğe gittim. Ya dünyada değil de uzayda olsaydık? Ee muhtemelen giyinmeye devam edecektik. Uzayda doktor olur, aşçı olur, mühendis olur da modacı olmaz mı yani? Olur olur hem de bal gibi olur. O yüzden madem uzaya gittik, bir kara delik bizi çekiştirdi o zaman siyah renk kullanalım da konuyla uyumlu olsun diye ana rengimi siyah seçtim. Klasik tarzda devam etmek adına uzaylı dostlarımızın hep filmlerde resmedildiği gibi parlak dore rengiyle yoluma devam ettim. Okulda en çok üzerine çalıştığımız konu geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik olduğu için ses izolasyon malzemesini kaplayarak bu dore kumaşı elbiselerime harmanladım. Her şey olur da leopar desen olmaz mı? Onu da ekledim. Tartışmaya en açık desen olduğu için bu seçimi yaptım. Fark ettim de herkesin leoparla ilgili bir fikri var. Çok sert eleştirilere maruz kalan, TV programlarında “aa leopar bununla asla olmaz” diyenlere inat onu uzaya taşıdım. Çünkü özgürlük tasarlıyoruz burada. Mezuniyet için hazırlandığım bu süreçte dört yıldır hocalarımın emek vererek öğrettiği her bilgiyi kendi içimde harmanladım. Dönüp baktığımda arkamda kocaman bir dağ görüyorum. Beni bu yolda cesaretlendiren, hayallerime destek veren tüm hocalarıma çok teşekkür ederim.


Baksanıza bu kadar yılın sonunda uzaya bile çıkabildim. Sonuçta Donatella Versace’nin de dediği gibi “Moda hayal kurmak ve insanlara hayal kurdurmaktan ibarettir.”

Hoşça kalın, hepinize güzel özgürlükler dilerim.


11 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

MODA VE SANAT

Comments


bottom of page